16 Kasım 2008 Pazar

İstanbul'dan Buenos Aires'e Bir Alitalia Yolculuğu...

Giderek sıradanlaşan hayatıma az da olsa farklılık katabilmek için uzunca bir yolculuk planladım. İşimden ayrıldım, gidecek başka yer yok mu diyenlere aldırmadım, artık çocuk değilsin çalışıp kariyer yapmalısın diyenleri dikkate dahi almadım ve sadece biletlerimi aldım. Çok şanslıyım ki ailemdeki tüm bireyler benim bu kararımı, her ne kadar benden ayrı kalcakları için üzülseler de desteklediler. Üstelik 25 yıllık hayatım boyunca ailemden 1 haftadan fazla hiç ayrı kalmamıştım.
İstanbul'da ailemle havaalanına doğru yola çıkarken içimden her şey güzel olacak, her şey güzel olsun dedim. İyi ki demişim. Ya demeseydim... Belki de şu anda burda olamayacaktım. Yolculuğumla ilgili bu güzel dileğim bugün beni buraya getirdi ve elimdeki notebookla bu yazıyı yazmama yardım etti. Çünkü bu yaptığım yani yapabildiğim tek şeyin dışında pek de yapabileceğim bir şey yok. Neden böyle düşündüğümün anlaşılabilmesi için uzun ama çok uzun, göz yaşı, sinir krizi, sevinç, yorgunluk, faşist ve barbar alitalia ile dolu yolculuğumu anlatmam gerekli.



ISTANBUL - ROMA VE ALİTALİA 12 KASIM 2008

Pegasus'ta uçak teknisyeni olan eniştem daha yolda söylemişti, Alitalia'nın dün greve girdiğini, hatta dünkü Roma uçakların kalkmadığını da söylemişti. Önce şaka sandım ama havaalanına gidip alitalia'nın önündeki yığılmayı görünce doğru olduğunu anladım. Atatürk havalimanındaki güler yüzlü alitalia görevlileri uçağın kalkıp kalkmayacağından emin olamadıklarını, pilotların grev yaptığını söyledi. 2'de kalması gereken uçak önce 3'e sonra 4'e ertelendi. Terminal'e girmeden önce Alitalia görevlilerine Roma'da uçakların kalkıp kalkmadığını, orda iptal olursa ne olacağını sordum. O zaman sizi başka havayollarıyla uçurmak zorundalar, dedi görevli.
Neşemi kaybetmeden Terminal'de beklemeye başladım. Beklerken bizim gibi Buenos Aires'e giden yaşlı bir Arjantinli çiftle tanıştım. Alitalia'dan dolayı çok endişelilerdi. Roma'da işlerin daha da kötü olduğunu duymuşlar, orada uçak kalkmazsa ne yaparız diye endişelerimizi paylaşıp sohbet ederken saat çoktan 5 olmuştu. Ayakta beklemekten yorulmuş olsak da neşemizi kaçırmadık arjantinlilerle buenos aires hakkında sohbet etmeye devam ettik. Nasılsa aktarma için yeterince vaktimiz vardı. Roma'da bekleyeceğimize İstanbul'da bekleyebilirdik. Ve nihayet saat 6'da uçaklara alındık ve Roma'ya doğru uçmaya başladık.


BARBAR VE FAŞİST ALİTALİA

İnsan haklarından bahsedip tüm dünya üzerinde ahkam kesen İtalya'nın insan tanımının tamamen ırk bazlı olduğunu kendi gözlerimle bizzat yaşayarak gördüm.
2 buçuk saatlik yolculuğun ardından nihayet roma'ya vardık. Ve iki saat sonra kalkacak olan Buenos Aires uçağı için beklemeye koyulduk. Önce yemek yedik. Sonra alitalia'nın önüne geçip beklemeye başladık. Derken bir alitalia görevlisi uçağın iptal olduğunu, bugün kalkmayacağını ve yolcuların da otellere yerleştirileceğini söyledi. Buenos Aires'e planladığımız saatte varamamanın üzüntüsünü yaşarken hiç değilse roma'da otel'de kalıcaz diyerek kendimizi teselli ettik ve biz de diğer insanlarla birlikte çıkışa gittik. Ama sürpriz... Arjantinliler dışarı çıkabiliyor, vizesi olanlar pek tabi çıkabiliyor ama biz çıkamıyorduk. Niye çünkü vizemiz yok. E ama kimse bizden vize istemedi ki. Bu yolculuk için vize gerekli değildi. Olsaydı alırdık. Daha önce almışlığımız da var üstelik. Hem bu, benim kadar müşterisi olduğum firmanın da sorumluluğu, herhangi bir sorun karşısında vize talep etmediğim müşterilerime nasıl insani koşullar sunarım diye düşünmeli ve bir b planı olmalıydı ki varmış da. Terminal'de sandalyelerin üzerinde sabah edebilir ve bir daha ne zaman kalkacağı belli olmayan uçağı bekleyebilirdik. Yüzümüze bakmadan, asık suratlı ve azarlayıcı bir şekilde konuşan alitalia'nın italyan görevlilerinin ellerinden hiçbir şey gelmezmiş, gelemezmiş. Kendilerine sandalyede yatamayacağımı, terminalde üşüyüp hasta olabileceğimi söyledim, ama bu onların sorunu değilmiş. Ben ve benimle birlikte mahsur kalan 4 türkün aldığı cevaplar gayet soğuk ve katıydı. Bu umursamazlık karşısında sinirlerim çok fazla bozuldu, ağlamaya başladım. Soğuk ve ıssız terminalde sabaha kadar süren tüm bekleyiş boyunca kendime engel olamadan durmadan ağladım. Beni üzen sandalyelerde uyumak zorunda kalmak, üşümek ve korumasız kalmak değildi. Beni üzen bizim gibi vizesi olmayan bir çok insan sırf ülke ilişkileri dolayısı ile insani koşullarda kalabiliyorken ben yine sırf ülke ilişkileri ve kimliğim sebebiyle yani türk olduğum için terminaldeydim. Benim gibi terminalde kalan mısırlı, cezayirli ve bolivyalıları da unutmamak lazım. Toplam 7 kişiydik.
Sabaha kadan süren bekleyiş boyunca soğuktan ve sıkıntıdan ağzımda yaralar çıktı. Üstelik midemden de zaten rahatsızdım ve ağrılarım da başlamıştı.

Sarı saçlı, çilli, parmağındaki yüzüğünden evli olduğunu anladığım alitalia'nın bayan görevlisi masasına oturur oturmaz sabaha kadar terminalde beklemek zorunda kalan 7 kişi standın başına doluştuk. Uçağın ne zaman kalkacağını, ne zaman buradan gideceğimizi sorduk. Alitalia görevlisi her defasında geri gidin, burda beklemeyin ben 5 dakika sonra sizi çağırcam deyip bizi başından atıp durdu. Benim mide ağrılarım daha da arttı. Bavulumu istedim. Yanımda taşıdığım yedek ilaçlarım bitmişti. Gerisi bavulumdaydı. Ama Alitalia'nın italyan görevlisi bavulu veremem dedi. Bir arkadaşım ne yani bu kız ilacını alamayacak, hatta belki bu yüzden ölecek ve siz hiçbir şey yapamayacak mısınız dedi. Alitalia'nın bayan italyan görevlisi yüzümüze bakmadan, hiçbir şey yapamam dedi. Arkadaşım ısrar etti. Yani şimdi bu kız ölsün mü? diye sordu. Alitalia görevlisi 'ölsün' yapabileceğim hiç bir şey yok dedi. Niye olsun ki. Nasılsa orası roma yani italya ve ben italya'nın insan tanımına göre hayvandan da değersiz bir yaratık sınıfındaydım. Ben türk'tüm.
Benim sinir kat sayım daha da yükseldi. Hele ki o gün de uçamayacağımızı yani o gün uçan uçakta bizim için yer olmadığını öğrenince daha da sinirlendim. Ve başladım bağırıp çağırmaya. Alitalia'nın allah belasını versin deyip durdum. Ve eğer bugün uçamazsak İstanbul'a dönmek istediğimi söyledim. Ben deliler gibi bağırınca italyan görevlilerin elleri titremiş. Korkmuşlar ama sonuç değişmedi. Ben ve diğer 3 türk roma terminaline hapsolduk.

Orda kalmamaya kararlıydım. Heleki dün gece bizimle aynı uçakta olup otellere giden yolcuların başka uçaklarla Buenos Aires'e uçurulduğunu görünce her şeyden nefret ettim. Sırf italya'nın insan tanımına uymadığım için ben diğer yolcular gibi gitmek istediğim yere gidemiyordum. Ayırımcılığın ve ırkçılığın bu kadarı fazlaydı. Dün geceden beri roma'nın türk konsolosluğunu aramak istiyor ama diğer türk arkadaşlar tarafından engelleniyordum. Kaderlerine razı olan arkadaşlarım, onlar da bizimle ilgilenmeyecekler ve sen daha çok üzülüp iyice hasta olucaksın deyip beni bu fikrimden uzaklaştırmaya çalışsalar da ben aramaya karar verdim ve aradım. Bu kadar çaresiz ve sahipsiz olamazdık. İyiki de aramışım.

KURTARICIMIZ ROMA TÜRK KONSOLOSLUĞU!
YAŞASIN ROMA TÜRK KONSOLOSLUĞU!

Telefon numaralarıyla verdiğim uzunca mücadele sonucu sonunda roma türk konsolosluğuna ulaştım. Ve derdimi anlattım. İki gündür terminalde olduğumuzdan, kötü muamele gördüğümüzden bahsettim. Oysa biz de bilet için para vermiştik, biz de alitalia müşterisiydik ve her şeyden önce biz de insandık. Beni dinleyen görevliler bizimle ilgileniceklerini söyleyip benim cep numaramı aldılar. Ve biz terminalde beklemeye devam ettik. Bu süre boyunca Alitalia'nın yüzümüze bakmadan konuşan italyan görevlileriyle mücadelemiz devam etti.
Alitalia bizim yemek paramızı vermek zorundaydı. Ama onu vermemek için italyan görevliler her defasında bir dolu oyun yapıyorlar ve 7 kişilik yemek kartını çok değersiz bir yaratığın yüzüne fırlatırcasına verip bizi başlarından sağıyorlardı. Verdikleri yemek kartlarıyla sadece bir çeşit yemeği küçük bir tabakta, yanında açık kola ya da sudan başka bir şey alamadığımızı da eklemek isterim. Üstelik bunu bilmeden aldığımız tabakların ve yemeklerin bizden geri alınıp sadece bir küçük tabak yiyebilirsiniz diyen italyanlar tarafından azarlandığımızı da ayrıca eklemek isterim.

Yaralarla dolu ağzım yüzünden zaten hiçbir şey yiyemiyordum. Yemek falan umurumda değildi. Diğerlerinin de değildi. Benimle birlikte terminalde mahsur kalan ikinci bolivyalı bayan da üşütmüş hasta olmuştu. Herkes sağlığı daha fazla bozulmadan bir an önce bu yolculuğun bitmesini istiyordu. Bu arada sevindirici telefonlar gelmeye başlamıştı. Başkonsolos Mustafa bey beni aramış ve bir kez de beni kendileri dinlemişti. Mutlaka ilgileceğini söyledi ve sonrasın da yine başkonsolosluktan Efe bey aradı. Uzunca süren bekleyiş sonucunda sevindirici haber gelmişti. Türk konsolosluğu hava alanında mahsur kalan biz 4 türk için Dışişleri Bakanlı'ğından geçici vize çıkartmıştı. Ve gerekli belge havalanına faks çekilecekti. Bu arada başkonsolos Mustafa Bey'de yanımıza bizi görmeye gelmek üzere yoldaydı. Bu haberler yüzümüzü güldürdü. Ve sevinçle beklemeye başladık. Her dakika bize ömür gibi geliyordu.

Bu bekleyiş süresi boyunca alitalia'nın italyan görevlilerin bize sormadan bizden iki kişinin (biri ben oluyorum) akşamki uçağın ikinci listesinden bizi sildiğini de söylemem gerekiyor. Neden, niçin, nasıl bilemiyoruz. Zaten artık sorgulamayı da bırakmıştık. Ellerinde biletleri olduğu halde Newyork uçağında yer bulamayan italyanlar için de mantıklı açıklamaları yoktu. Ha italyanların insan tanımına uyan bu kişilerin sorunu hemen çözülüp uçaklarına bindirildi o ayrı.

Saat akşam 5 olup kimsler tarafından aranmayınca ve kimselerin de gelmediğini görünce bir kez daha umutsuzluğa düştük. Dışişleri bakanlığından gelen belge belki alitalia görevlilerine gelmiştir diye defalarca sorduk ama her defasında olumsuz yanıt aldık. Sonunda sınır karakoluna gidip sormaya karar verdik.

Sınır karakolundaki polislere bir belge beklediğimizi gelip gelmediğini sorduk. İtalyan polislerinden biri pasaportlarımızı eline alır almaz, daha doğrusu türk olduğumuzu görür görmez hiç boşuna uğraşmayın bu gece burda yatacaksınız dedi bize. Oysa biz sadece bir belge soruyorduk. Ayrıca belge gelirse hiç de orda kalmayacaktık. Güzel güzel otellerimize gidecektik. Derken başkonsolos Mustafa Bey geldi ve işler olduğu gibi değişti.

Nefretini bir türlü anlayamadığımız polisle mücadele ederken, arkadaki masasından hiç kalkmayan ve ilgilenmeyen başkomiser havaalanında koşturup alitalia görevlilerini aramaya başladı. Ve ne olduysa yüzümüze dahi bakmayan alitalia görevlileri ayağımıza kadar gelip bize uçakta yer olduğunu, bizi Buenos Aires'e yollayacaklarını söylediler. Ve öyle de oldu. Mustafa Bey'in çabaları sonuç verdi ve biz yine 4 saat gecikmeli de olsa uçağa binip, 16 saatlik yolculuk sonucunda Buenos Aires'e geldik. Roma'nın Türk konsolosluğuna ne kadar teşekkür etsek azdır...


ALİTALİA KABUSU DEVAM EDİYOR... BAVULLARIMIZ KAYIP! 14.12.2008

Zorlu bir yolculuğun ardından Buenos Aires'e vardık. Vardık varmasına ama bavullarımız varamadı bir türlü. Bugün ayın 16'sı ve 12'sinden beri bavullarımızı hiç göremedik. Alitalia görevlileri hep yarın gelecek deyip duruyorlar. Ama iki kere yarın oldu ve gelen giden yok. Hangi yarın bu çok merak ediyoruz. Günlerdir aynı kıyafetleri taşıyoruz. Yanımızda hiçbir şey yok. Üstelik Alitalia'nın bize yaşattığı bu kabus dolu yolculuğu telafi etmek gibi bir derdi de yok. Normal'de iptal olan uçaklarda 400 euro gibi bir para almamız lazımmış. Bırakın 400 euro'yu 4 euroluk yemek parasını bile çok gördü bize alitalia. Zaten onlardan gelecek hiçbir şeyi istemiyorum. Bavullarım gelsin yeter. Ha bavullarım gelmezse nolucak. 100 euro daha ucuz diye tercih ettiğim alitalia beni 1000 euro zarara uğratacak.

Grev her çalışanın hakkı ve her grev işverene ve işin işleyişine zarar verir, aksaklık yaratır. Amacı'da budur zaten. Ama bu grev ne alitalia'ya zarar verdi ne de italyan'lara... Onlar aldılar paralarını, eylemlerini de yaptılar, yan gelip yattılar olan bize oldu... Biz derken İtalya'nın insan tanımına girmeyen bizlerden bahsediyorum tabiki...

Neyse başında da dediğim gibi şanslıyım çünkü hala hayattayım :) Ve en güzeli'de Buenos Aires gibi muhteşem bir şehirdeyim.

9 yorum:

  1. Gun gelecek ecdadimiz gibi butun dunya bizlere saygıda kusur etmeyecek.
    Sabırlı olmak ve cok calismak gerek...

    YanıtlaSil
  2. önce insan olmak gerek; din, dil, ırk sonra gelir. saygın olabilmek için de bunları bilmek gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, Seninle iletişime geçmek istiyorum nasıl ulaşabilirim sana? bugra.collak@hotmail.com yada facebook : http://facebook.com/bugra.collak şimdiden teşekkürler

      Sil
  3. Size orda yapilanlar gercekten cok kotu herseyden once orda sizin irkiniz,diliniz ya da dininiz onemli olmamasi gerek. madem onemli o zaman bundan sonra Alitalia artik kara listemize girmis bulunmaktadir.

    Kahrolsun Alitalia..

    YanıtlaSil
  4. CANIM KARDEŞİM YAŞADIKLARINIZ BENİ ÇOK ÜZDÜ.BU ÜZÜCÜ OLAYIN TEKRARLANMAMASINIDİLİYORUM.İNŞALLAH HAYIRLISIYLA DÖNERSİN.ALİTALİA YI ŞİDDETLE KINIYORUM VE YAZIKLAR OLSUN İNSANLIKLARINA DİYORUM.İNSAN HAKLARINDAN MAHRUM KALMIŞ BİR ÜLKENİN ÇÖKÜŞÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL..

    YanıtlaSil
  5. italya gibi insan haklarından bahseden bir ülkede bunları yaşamış olmak gerçekten çok şaşırtıcı. ama yazımda da dediğim gibi bu insanların "insan" tanımları gelişmemiş. gerçek barbar kendileri. bizzat yaşadım ve gördüm. bir de bunnn dönüşü var. nasıl olucak çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  6. sevgili canım dostum cubido yorumlarınızı daha fazla görmek istediğimi belirtmek isterim.

    YanıtlaSil
  7. Merhaba dostum. uzun zamandır arjantin hakkında yazılara bakıyorum. aslında arjantin hakkında pek fazla döküman bulamadım. gitmek istedigim bu ülke hakkında fazla bilgi bulamadıgıma çok üzülüyorum.bize fazla uzak kalmış bu memleket. yaza orada giden türklerin aptallagı. ya malta hakkında bile bir çok yazı bulunabilirlen. neden arjantin hakkında bu kadar az bilgi var anlamış degilim. Mayıs 2009 ta gitmeyi planlıyorum. eger gidersem bir çok yazı yazacagım. bu arada sanada teşekkür etmek lazım. elinden geleni yapmışsın. ama bize daha çok bilgi anlatman lazım. yani senin yaşadıgın zorlukları bide yaşamayalım. Valla işte birlik beraberlik olmazsak iste bu italyanların yaptıklarını daha çok çekeriz. gide arkadaşlara ricamdır gidin görün ve yazın. lütfen üşenmeyin...


    Muerte Istanbul

    YanıtlaSil
  8. buraya gelmeden önce aynı sıkıntıları ben de yaşamıştım. yazma amaçlarımın başında da buraya gelmek isteyenlere, arjantini, güney amerikayı merak edenlere az, çok bilgi verebilmek. eğer faydalanabileceğin bir şeyler bulduysan ne mutlu bize.

    sevgiler

    YanıtlaSil