25 Aralık 2008 Perşembe

24 Aralık'ta bir doğum günü ve bayram

Doğum tarihim 24 Aralık'ın, Hz. İsa'nın da doğumuna denk gelmesi ve İsa'nın doğumunun bayram olarak kabul edilimesi ve burada bayramların, savaş gibi kutlanması, harika anlar yaşattı bana.
Uzaklara gitmeyelim, deniz kenarına; yılbaşı da ya da sonrasında gidelim dedik ve Buenos Aires'de kalmaya karar verdik. Öğlen gibi çıktık dışarı. Mc Donalds dahil her yer ya kapalıydı, ya da kapanmak üzereydi. Herkes ellerinde hediye paketleriyle sağa sola koşturuyordu. Bir tiyatro atölyesi ile görüşmek üzere Caballito mahallesine doğru gitmiştik. Buenos Aires'in daha iç kesimlerinde olan bu mahallede cümbüş vardı. Herkes sokaklarda, alışveriş merkezlerinde çocuklarına, eşlerine yeni giysiler, hediyelikler alma derdindeydi. Bizdeki bayram öncesi kalabalığa çok benziyordu. Ve tüm duvarlar yukarıdaki afişle kaplanmıştı. Üzerinde;
BAYRAMLARI KUTLAMAK İÇİN BAŞKA YOLLAR VAR!
PATLAYICILARI KULLANMAYIN! yazıyordu.
Önce pek bir anlam veremedim bu reklama. Sonrasında gece La Viruta'ya gidip eğlenmek üzere eve geçtik zaten. Ama dışarıda her yerin kapanıyor oluşundan huysuzlandığım için internetten, gideceğimiz yere bir bakayım dedim. Orası da kapalı çıktı. Her yer kapalıydı. Ben yine de doğum günümü evde geçirmek istemediğim için barların toplandığı Palermo Soho'ya doğru gidelim dedim. Ve film başladı!
Küçücük küçücük çocuklar, annelerinin babalarının yardımlarıyla deli gibi sesler çıkaran patlayıcılar patlatıyorlar. Kocaman kocaman insanlar balkonlarından yeri göğü inleten bomba gibi patlayıcıları havaya fırlatıyarlar ya da hiç çekinmeden caddelerde yürüyen insanların üzerine atıyorlar. Hatta o da yetmiyor, balkondan balkona patlayıcı yarışı yapıyorlar. O sırada yoldan geçen bizim gibi garibanlar apartman girişlerinde çığlık çığlığa saklanmaya, yanıp tutuşmamaya çalışıyorlar. Ben ehehe ne güzel, herkes çılgınlar gibi doğum günümü kutluyor deyip, avunmaya çalışsam da, kafayı yemiş bu Arjantinliler demekten kendimi alamıyorum. Savaş alanı olan Charcas parkından daha sakin sokaklara kendimi zor atıyorum. Geçen seneki yılbaşını hatırlıyorum hemen. Floransa'da da aynısını yaşamış ve korkudan otele kapanmıştım. Avrupalılar ve hristiyanların bayramları kutlama biçimleri bu olsa gerek deyip saygı duyuyorum. Derken çok daha korkunç bir şey görüyorum. Üç tane yaramaz çocuk, çöp kutusunun içine bombayı yerleştirip kaçıyorlar. Ve çöp kutusuyla beraber hemen yanındaki arabaların camlarının patladığını görüyorum. Çöp kutularından, şişelerden kaça kaça yürümeye devam ediyoruz. Yürürken patlayıcı atan insanların yanından yürümeye dikkat ediyoruz çünkü patlayıcıları kendilerine değil karşılarında ne varsa ya da kim varsa ona doğru atmayı tercih ediyorlar. Bu sırada kapı önlerine çıkan ailelerin oğularını ve kızlarını patlayıcı konusunda eğittiğini görüyoruz.
- Bak oğlum, bunu böyle yakacaksın, karşında kimse var mı diye bakmadan böyle fırlatacaksın. A aa elinde mi patladı, dur bakim bişiy oldu mu? Yok olmamış hadi bomba patlatmaya devam!!!
Devlet ve basın patlayıcılar konusunda ne derse desin, halk bildiğini okumaya devam ediyor. Ve sevgili İsa'nın doğum günü kutlanmış olunca, benim ki de kutlanmış sayılıyor.

2 yorum:

  1. Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayılır mıyız?

    Burası Bağdat değil, Buenos Aires! Sayın seyirciler!

    YanıtlaSil
  2. eheheh. neyse sapa sağlam kurtulduk :)

    YanıtlaSil