17 Şubat 2009 Salı

Uruguay'a Doğru



Sonunda resimlere ve videolara ulaştım. :) Ve Uruguay yolculuğu başlıyor...
Uruguay gemimiz 9.30'da kalkacaktı. Ama biz 9'da hala evdeydik. Koştura koştura Santa f caddesine çıktık ve taksi bulduk. Taksiyi kolayca bulduk bulmasına ama deli gibi trafik vardı. Normalde buralarda pek trafik olmuyor ama şansımıza denk geldi işte. Geminin kalkacağı alana yaklaştığımızda baktık trafik gitmiyor, indik taksiden koşmaya başladık. Buquebus denen gemi ve deniz otobüsü karışımı araca binmek için öncelikli olarak internet çıkışını aldığımız biletleri onaylattık. Ardından pasaport kontrolleri başladı. Önce Arjantin'den çıkış yaptık ve çıkış yaptığımız yerin hemen arkasındaki masadan Uruguay'a giriş yaptık. Daha gemiye binip Uruguay topraklarına ayak basmadan, Uruguay'a kağıt üstünde girmiş olduk böylece.
Tüm işlemleri tam zamanında tamamlayıp gemiye bindik. Ve biz bindikten hemen sonra gemi yola çıktı.

Buenos Aires'ten hızlıca ayrıldık. Yaklaşık 3 saat sonra Uruguay'ın Colonia şehrine vardık. Güler yüzlü görevlinin Uruguay'a hoş geldiniz, iyi seyehatler dilekleriyle ülkeye giriş yaptık ve hemen ardından seyehat ücretinin içine dahil olan Montevideo otobüslerine bindik.
Müzik dinleyip, yol boyunca camdan dışarı izledik. Ovalar ve yeşillikler üzerinde otlanan inekleri izleyerek geçirdiğimiz 2 buçuk saatin sonunda, yağmur bulutlarıyla örtülü Uruguay'ın başkenti Montevideo'ya nihayet vardık.
Buraya kadar hoş güzel vardık da şimdi ne yapacağız? Hemen bir turist bürosu bulduk ve Uruguay'da gezilmesi gereken yerler hakkında bilgi almak istedik. Bürodaki teyzem bize uzunca bir sahil haritası verdi ve gezin dedi. Haritayı şöyle bir elime aldım. Bir dolu şehir ve sahil var. İyi de hangisine gidelim. Hangisinin sahili daha güzel, hangisinin fiyatları daha uygun, gittiğimiz yerde otel bulabilir miyiz? Teyzem hiç oralı olmuyor, elindeki broşürlerden bir kaç tane verip bizi postalıyor.
Karnımız aç, uykusuzuz, terminal aşırı kalabalık çok da huysuzuz. Dayanamadım attım kendimi terminalden dışarı. Montevideo'nun haçlarla dolu Tres Cruces semtinde dolaşmaya başladık.

Haç, karşıdan karşıya geçmek, kesişmek, çarpışmak gibi anlamlara gelen Cruce kelimesi her yerde bir şekilde karşımıza çıkıyor. Karşıdan karşıya geçerken yeşil ışıkta yürüyen adam görseli yerine cruce, kırmızı ışıkta da no cruce bulunuyor. Gerçi Buenos Aires'te de vardı bunlardan ama çok az. Koskocaman haç heykeli ise ben burdayım diye her yerden bağırıyor.

Karnımızı doyurmak için girdiğimiz restoranda turist bürosundan aldığımız haritayı açıyoruz ve başlıyoruz nereye gitsek diye tartışmaya.
Harita ikiye ayrılıyor; bir tarafta Rio de la Plata denizi kenarında bulunan şehir ve sahiller, diğer tarafta Océano Atlántico yani okyanus tarafında bulunan sahil ve şehirler. Anlantida, Priápolis, Maldonado, La Paloma... Hiç biri hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Okyanus'un bulunduğu sahiller mi daha sakindir yoksa denizin mi? Bilemiyoruz. En sonunda haritadan anladığımız kadarıyla hem okyanusta, hem de deniz de kıyısı bulunan Punta Del Este'ye gitmeye karar veriyoruz. Ve yeniden yollara koyuluyoruz...

4 yorum:

  1. turist bürosundaki bayana gıcık oldum şimdi. ne diye cevap vermiyor ki? çok mu bezmiş soru soran turistlerden? o zaman o büroda ne işin var be kadın diyesim geldi. bizim devlet binaları geldi bi an aklıma.
    Haç konusu ise çok ilginç geldi bana. hele trafik ışıklarında bile. dinlerine çok mu bağlı Uruguay halkı?

    YanıtlaSil
  2. biz de çok gıcık olduk, çok uyuz bir tipti. hiç de yoğun değildi aslında. belliki canı çalışmak istemiyor.
    valla biz de aynısını düşündük kerem'le çok mu dindarlar acaba bunlar dedik. daha sonra gittiğim şehirler pek öyle değildi ama. gerçi montevideo'yu fazlaca gezemedim. çok iyi gezmek gerekiyor bir şeyler söyleyebilmek için.

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar uzunca süreden sonra :)sonunda tekrar yazılarını takip edebilicem.
    Evden çıkışını ve yetişme telaşı içinde olmanı çok normal karşıladım nedense :D

    YanıtlaSil