7 Mart 2009 Cumartesi

Git, Gel, Maymun

Son zamanlarda fazlaca gezip, dolaşıp, gördüklerimi yazma fırsatı bulamıyorum. Çünkü atölye manyağı ve Lenguas Vivas maymunu oldum.
Doğaçlama tiyatrosu, Grotowski atölyesi, Mim okulu, Oyunculuk atölyesi ve tüm bunların üstüne Lenguas Vivas'a kayıt olma çabası eklenince her şey harika oldu. Aslında her şeyi harika ve beni maymun yapan tam olarak Lenguas Vivas oldu. Belki okuyanlar olmuştur, Leguas Vivas Arjantin'in tamamen hayır amaçlı, herkese ücretsiz olarak ders verdiği bir dil okulu. Yabancılar için İspanyolca'nın dışında, japonca, çince, fransızca, italyanca, ingilizce... dünya üzerinde yaşayan birçok dilin eğitimini bulmak mümkün. Böyle olunca talep de, şike de, üç kağıt da çok oluyormuş. Öğrendik.
Kayıt için gidiyoruz, ilk defa kayıt olacak öğrencilerin kayıtları ayın 25'inde başlanacak deniliyor. Geri dönüyoruz. Başka bir arkadaşımız bana kayıt için yarın gel dediler diyor, bir gün sonra yine gidiyoruz. Bu defa ispanyolca'nın kayıtları 2 mart'ta başlayacak deniliyor yine dönüyoruz. Bir kıllık olmasın, oyuna gelmeyelim diye 25'inde yine gidiyoruz. Portekizce'ye kayıt oluyoruz.
Sonra 2 mart'ta yine gidiyoruz, önce sınav olacaksınız deniliyor. Tamam diyoruz hangi sınıfta? Sınıf yok, git fotokobiciden soruları al, ister güneşin altında. ister şurda, ayakta soruları çöz de gel. Peki!
Toplam 5 sayfa olan soruların yarısını ayakta, diğer yarısını bankta oturarak çözüyor teslim ediyoruz. Bugün git, yarın 2'de gel diyorlar. Geliyoruz. Ertesi gün teyzem anons yapıyor, - birinci seviye ve orta seviyede olanlar beklemesin çünkü yer kalmadı. Henüz İspanyolca bilmeyen türk arkadaşımız isyan ediyor. - Ne zaman doldu kayıtlar, ben her gün burdaydım diyor. Aynen çeviriyorum. - Kayıtlar zaten geçen hafta olmuştu diye cevap veriyor kadın. - Ulaan diyorum Türkçe, adamı hasta etmeyin, sonra yine kadının dilinde ısrar ediyorum, - haftalardır her gün geliyoruz, ne zaman oldu bu kayıtlar, bize niye bugün gelin dendi. Ben bilmiyorum diyor kadın. İleri seviyeler için yer var, sadece onlar kalsın diyor. İyi de diyor insanlar, sınav sonuçlarını bilmiyoruz, ne bilelim hangi seviyedeyiz. Peki diyor kadın ve sınav kağıtlarını okumaya başlıyor. Ben de zebani gibi başına dikiliyorum kadının. Her kağıdı onunla birlikte okuyorum.
Çok fazla üstünde durmadan okuyor kağıtları, ilk ve ikinci sayfada hataları olanların, diğer sayfalarını okumuyor bile. Sonra benim kağıdımı okuyor. Sadece bir paragrafta 3 tane hata buluyor. Sonra Ker3m'inkini okuyor onda da aynı hataları buluyor. E çünkü kopya çektik. Her bişiyimiz aynı. Kompozisyon hariç. Ama kadın anlamıyor. Bizim kağıtları ayrı bir yere alıyor. Sonra uzunca bir isim listesi okuyarak bu insanlar beklemesin gitsin diyor. Kerem ve ben dahil yaklaşık 15 kişi kalıyoruz.
Sözlü sınav başlıyor. Ama sınav başlamadan ileri seviyelerde de zaten çok yer olmadığını o yüzden aramızdan en iyilerinin seçileceği söyleniyor. Almanya'da doğup, büyümüş olan bir başka türk kızı isyan ediyor. - Ben ömrümde böyle şey görmedim diyor. Bu nasıl bir stres diye soruyor. ÖSS'nin yanında bu pek bişiy olmasa gerek, diye düşünüyor ama yine de ona hak veriyorum. Sınavları sevmiyorum.
Kağıdında hiç hata çıkmayan bir ingiliz, iki portekizli sözlü sınavı geçip gidiyor. Sonra teyzem beni çağırıyor. Gidiyorum. Bi dolu soru soruyor. - Neden burdasın? Ne yapıyorsun. İspanyolcayı nerde öğrendin. 5 dakka sohbet ediyoruz. Sonra - subjuntivolarda hata yapmışsın, o yüzden seni almamam lazım diyor ve o 3 hatamı gösteriyor. Yeterince sıkılmışım ve uyuz olmuşum. - Zaten ben de bu yüzden burdayım. Her şeyi bilsem ve harika bir ispanyolcam olsa burada işim ne diyorum dilim yettiğince ki yetiyor ve teyzem daha fazla uzatmadan ileri seviye kayıt kağıdını elime uzatıyor. Sonra Alman-türk kızını çağırıyor ve onu alamayacağını çünkü çok hatası olduğunu söylüyor. Kız haklı olarak isyan ediyor. Ben kayıt işlemlerimi tamamlamaya giderken, kadın bu kadar yeter yarın yeniden gelin diyor. Brezilyalılar, Amerikalılar gidiyor biz 4 türk kalıyoruz. Kerem benim seviyem Arzu'yla aynı beni de alın diyor. Ben de - evet Kerem benden daha çok kelime biliyor. benden çok daha iyi deyip maymun'u oynuyorum. Kadın ısrarla yarın bir daha gelin diyor. Geliyoruz. Alman-Türk kızı kayıt olmayı başarıyor. Yedek listede yer buluyor. Sonrasında Kerem de asıl listeye kayıt oluyor. Kerem kayıt olurken, yer yok denilen birinci seviye için kayıt olan insanlar görüyorum. Sıkılıyorum. Vaaa diye bağırıp keçileri kaçırmadan oradan hızla kaçıyorum.

Fotoğraftaki resim 'benim. Eski iş arkadaşlarımdan fatih yine maymun olduğum zamanların birinde çizivermişti.

5 yorum:

  1. off bu da ne böyle? bizim devlet dairelerine benziyo. okurken bile yoruldum. heryerde var üçkağıtçılık demek. neyse ki siz kayıt olmayı başarmışsınız. hadi bakalım başarılar size. :)

    o fotoğraftaki resme de bayıldım :)

    YanıtlaSil
  2. burası da aslında bir devlet binası. çok feci bir yer. bakalım dersleri nasılmış. umarım o iyidir.

    YanıtlaSil
  3. :) Beğendiğine sevindim. O gün bugündür şemsiye taşıyan bayan arkadaşların 5 metre yakınına yaklaşmamaya çalışıyorum. Ne olur ne olmaz diye. Bu işin okumuşu falan fark etmiyor çünkü. Dank diye geçiriveriyorlar şemsiyelerini kafana :)) Tabi bunların hepsi birer hiciv. Sen benden daha iyi bilirsin. Gülücüklerin bana ulaştı ufaklık, sevindim. Buarada Kereme selam benden. Kendinize iyi bakın.

    Hoşçakal Arzu.

    Ahmet

    YanıtlaSil
  4. ben olsam ben de yaklaşmam :) burda da yağmur yağıyor, insanlar şemsiyelerini çarpıştıra çarpıştıra yürüyor :) bizden de sana selamlar...

    sağlıcakla kal

    sevgiler...

    YanıtlaSil