18 Mart 2009 Çarşamba

San Mantin'de Grotowski Atölyesi

Buenos Aires'in San Martin Kültür Merkezinde bayadır Grotowski atölyelerine katılıyorum. Daha doğrusu katılmaya çalışıyorum. Katılım konusunda sıkıntılarım var çünkü.
Yoksul Tiyatro'nun kurucusu Jerzy Grotowski'nin izinden gidildiğini umduğum bu atölyede ne yaptığıma ne ettiğime geçmeden önce Grotowski ve Yoksul Tiyatro hakkında bilgi almak isteyenler yukarıdaki linke bakabilirler.

Pazartesi günleri akşam 6'da, camları sıkıca kapalı, siyah perdeleri çekili karanlık bir odaya doluşuyoruz. 2 dakika dahi olsa geç kalan öğrenciye tahammülü olmayan Cristina Armada ile yoga yapmaya başlıyoruz.
Küçük bir beden egzersizi ardından, uzunca bir nefes çalışmasına geçiyoruz. Ayaklar bağdaş kurulmuş yerde otururken, burnumuzun sağ deliğinden nefes alıyor sol deliğinden nefesi veriyoruz. Sonra bunun tam tersini ve başka hareketlerle kombine edilmiş halini yapıyoruz. Daha sonra çakralara geçiyoruz.
Bedenimizin tüm çakralarını açmak için her çakranın kendine ait sesini, aynı anda tüm sınıf haykırıyoruz. Çalışmanın bu kısmı hoşuma gidiyor. Çünkü arada bir susup insanların sesini dinliyorum ve çıkan sesleri, kedi, köpek ya da bilmediğim bir dilde yapılan ayin sesine benzetip eğleniyorum. Her çakra kendi sesiyle söylenip açıldıktan ve iyice nefes alınıp verildikten sonra, bedeni zorlayan bir dolu alıştırmanın ardından hiç ara vermeden doğaçlamalara geçiyoruz.
Karanlık odada yürürken, tüm çakraların verdiği sesleri söyleyip, beynimizde yarattığı imgeyi düşümemiz, oynamamız, o ses ile içimizden ne geliyorsa onu yapmamız isteniyor. İşte ben hep burda kopuyorum. Çünkü o anda gördüğüm insanlar beni korkutuyor. Bir anda olayın içinden çıkıp seyirci oluyorum. Sinir krizi geçiren insanlar, zombi gibi garip gurup hareketler, çığlıklar, birbirini iteklemeler, bağırıp azarlamalar... Tüm bunlar olurken ben vaaa ne işim var benim burda, gitmek istiyorum diyorum ama tam o sırada DUR deniliyor. Armada elindeki küçük ışığı açıp iki oyuncunun arasına tutuyor ve soruyor.
- Ne oluyor burda?
Çoğu oyuncu cümle kurmaktan çok çakranın sesiyle oluşturduğu garip bir sesle konuşmayı tercih ediyor ya da sinir krizi geçirmeyi. Deli gibi bağrınıp dövünüp, kendini yerlere atıyor. Karşısındaki onun daha çok üstüne gidecek gibi oluyor ama Armada araya giriyor. Oyunculara replikler vererek onları yönlendiriyor. Ve ben bu kısmını sevmiyorum. Canım ne istiyorsa onu söylemek istiyorum.
Bazen öyle diyologlar oluşuyor ki oyuncu kendinden geçiyor ve karşısındakini gerçekten dövecek oluyor ki çoğu zaman dövüyor, Armada araya zor giriyor.
- Hey tamam daha yavaş, dövdüğünü hissettir, vurduğunu hissettir, vurma diye atılıyor hemen.
Odadaki herkesin ikişerli üçerli doğaçlamaları yaptırılarak donup kalan oyuncular birbir çözülüyor.
Benim en son yaptığım doğaçlamada, yine abuk subuk sinir krizi geçiren bir oyuncuyu Armada'nın yoğun yönlendirmesi ile kesip, biçip, doğruyoruz.
Önce kızın derdini anlamaya çalışıyoruz. Ama anlayamıyoruz.
- Geçmişe gidin diyor Armada,
Gidiyoruz. Meğer biz bir müzik grubuymuşuz da bu kız çok kötü şarkı söylediği için bir yarışmayı kaybetmişiz de gibi bir hikaye oluşturuyoruz. Bugüne geldiğimizde kızı azarladığımız için böyle sinir krizi geçirmiş, kafayı yemiş olduğunu görüyoruz. Ben burda doğaçlamanın bitmesini istiyorum ve köşeye çekiliyorum. Ama hızını alamayıp kızı dövmeye çalışanları görünce onları durdurmak için yeniden oyuna giriyorum. - Oldu, bitti o da kafayı yedi zaten gidelim, istiyorum.
Ama Armada ısrar ediyor. - Öldürün onu.
Ben burada yine kopuyorum. Öldürmek istemiyorum. Yapmayın, etmeyin diyorum ama dinleyen yok. Armada üzerimize tuttuğu ışıkla, ısrarlı - Öldürün Onu!
Diğer iki oyuncunun kızın kollarını, bacaklarını kesmeye çalışırken görünce sinirlerim iyice bozuluyor ve gülüyorum. Armada doğaçlamayı bitiriyor. Daha böyle bir dolu vahşi, garip, ürpertici doğaçlamalar yapıyoruz.
Her atölyeden sonra kendimi çok rahatsız ve huzursuz hissediyorum. Oyuncunun içinde olanı estetik bir dille dışarı çıkartmanın hedeflendiği Grotowski Tiyatrosu çalışmalarında hep böyle karanlık tasvirler mi ortaya çıkıyor bilmiyorum. Belki bir yerlerde bir eksiklik bir yanlışlık var ya da tüm hata bende. Aslında konsantre ve kendimi bırakamama gibi sorunlarım var. Belki tamamen olayın içinde olsam kendimi daha iyi hissedebilirim.
Son günlerde acaba bıraksam mı Grotowski Atölyesini diye düşünüyorum. Bilmiyorum. Kararsızım.

5 yorum:

  1. off okurken tırstım.aman dıkkat et kendıne.yaban ellerde kestrıp bıctırme kendını :)

    YanıtlaSil
  2. biraz tırsınç ama sanırım sadece benim için. insanlar gayet memnun görünüyor. teşekkür ederim iyi dileklerin için :)

    YanıtlaSil
  3. insanların içindeki şiddeti, öfkeyi çıkarmak adına yaarlı gibi görünüyor olsa da sanırım ben pek hazzetmedim :))

    YanıtlaSil
  4. aslında evet yararlı. oyuncunun iç düyasında olanları bulup dışarı çıkarmasını sağlıyor ama hep endişe ve karamsar bir tablo çıkınca ortaya insan bunalıyor.

    YanıtlaSil