21 Mayıs 2009 Perşembe

Nehir'den

Son günlerdeki bir nehir gezisinden fotoğraflar...


15 Mayıs 2009 Cuma

Hukuk Fakültesi

Dolandırıcı, yalancı Letsgo firması ve ev sahipleri sayesinde sinir krizleri ile ayrıldığımız evden, uzunca ama rahat bir yolculuğun ardından sonunda Türkiye'ye vardık. Ama vakitsizlikten yazamadığım bir dolu yazı ve yükleyemediğim fotoğraflarım var.

Bunlardan biri de Buenos Aires Hukuk Fakültesi. Oldukça büyük ve görkemli olan bu binayı çok sevdim. Yapay çiçeğe yakın olan bu bina uzun merdivenleri, yüksek kolonları, pencereleri ve kapıları ile dikkat çekiyordu.

Bir Çiçek

Recoleta Mahallesi, hukuk fakültesi yanında bulunan büyük bir çiçek. Gündüzleri açılıyor, geceleri kapanıyor.


10 Mayıs 2009 Pazar

Herkese Lazım

Ne salak fotolar bunlar yaa. O arabanın içine girdik, binbir şebeklikle poz verdik, fotoğraf çekildik. Başımız göğe mi erdi? Evet! Çok mutluyuz. Buralara gelen herkese tavsiye eder, buradan fotoğraf çekilmeden dönmeyin bile deriz hatta dedik bile. Herkesin böyle fotoğrafları olmalı. Lütfen, yani insanlık namına rica ediyoruz, bu fotoğrafların aynısından çekilmeden dönmeyin diyoruz. Lütfen!


6 Mayıs 2009 Çarşamba

Zamba



Yine bir kadın ve erkeğin aşkını anlatan Zamba, Arjantin'in folklorik danslarından biri. Peru'dan gelen bu dans ismini, indias ve zambos'lardan alıyor. Orijinali Zamacueca olan dans kadının peşini bırakmayan bir aşığın, kadın bir cevap verine kadar aşkını anlatmak için yaptığı hareketler ve kadının kaçışından oluşuyor.

3 Mayıs 2009 Pazar

Aires-Marcelo Katz

Aire kelimesinin çoğul hali Aires ispanyolca havalar anlamına geliyor. Hava kelimesini düşününce insanın aklına ne gelir? Nefes almak, bulutlar, üflemeli alet çalmak... ve benzer bir dolu şey. Arjantin'in Soytarı tiyatrosun'un önemli isimlerinden Marcelo Katz'ın üçlemelerinden Aires'i izleyince hava ile zihnimin geliştirdiği görüntüler, aire kelemisinin çoğalması gibi üredi.

Gece, yıldızların altında gerçekleşen oyun alanına girer girmez seyirciye hoş geldin deyip rast gele bir yerlere oturtan, oyun başlayana kadar seyircinin canı sıkılmasın hem de oyuna ısınsın diye seyirciyle oynamaya başlayan oyuncular, 6 yaşından küçüklerin girmesinin yasak olduğu oyunda küçük büyük herkesi güldürüyor. Hava ile temasını geliştiren oyun, tamamen seyirciyi güldürüp eğlendirmek üzerine kurulu.

Saksafon çalan Caz ekibi'nin bir yerden sonra ağzıyla üflemek yerine osurarak üflemeye ve çalmaya başlaması, top çevirmek yerine hava ile poşet çevirilmesi ve poşetlerin elektrikli süpürgeyle teker teker yutulması, hava üfleyen makine ile seyircilerin üzerlerine atılan kağıtlar, yıldızlı bir gökyüzüne balonlarla bırakılan dilekler, oyunun en dikkat çekici ve seyirci üzerinde etkileyici bölümleriydi. Hava ile yapılabilecek, kullanılabilecek ne varsa kullanılan oyunda, seyirciler de fikirleri, cevapları, dilekleri ile her daim oyunun içinde yer alıyordu.

Yolu buralara düşüp de eğlenceli vakit geçirmek ve gülmek isteyen herkese görmeden, yaşamadan tasvir edemeyeceği bu oyunu izlemeden dönmemesini tavsiye ederim.

Yazar: Marcelo Katz, Javier Pomposiello
Yönetmen: Marcelo Katz
Oyuncular: Juan Carlos Bratoz, Cecile Caillon, Demián Candal, Julieta Carreras, Pablo Fusco, Martín López, Lisandro Penelas, Javier Pomposiello, Luciana Wiederhold, Erica Ynoub
Kostüm: Brigida Lozzi
Işık: Fernando Berreta
Ses: Pablo Bronzini

Yer: Centro Cultural Recoleta

2 Mayıs 2009 Cumartesi

1 Mayıs'tan

Ayrı sokaklardan ayrı gruplar halinde Plaza de Mayo'ya yürüyen sol ve işçi örgütlerin düzenlediği 1 Mayıs beklediğim gibi geçmedi. Birarada durmak istemeyen grupların birbirleriyle kesişmemek için dağınık hareket etmesi, daha önce gördüğüm darbe karşıtı eylemin yanında sönük görüntüler oluşturdu. Buna rağmen 10000'den fazla insanın bir araya geldiği, öğle saatlerinden akşam saatlerine kadar davul sesleri ve pankartlar eşliğinde yüründüğü 1 Mayıs'a, bizde olduğu gibi polislerin gölgesi düşmedi. Zaten polislerin sayısı 10 ya da 15'i geçmiyordu. Belki de onlar da göstericiler gibi dağınık oldukları için benim gözüme pek çarpmadı.

Bir de bizim 1 Mayısımız var ki gördüğüm o iğrenç görüntüler kadar, o iğrenç görüntülerin altlarına yazılan zavallı yorumlar üzüyor beni. Zavallı diyorum çünkü dayağı onayan bir insan, bunu onamak için "benim oğlum da orda olursa onu da dövün" diyen insan, hep iktidarın, gücün ve zenginin yanında olan insan, bankaların kırılan her bankamatiğinde canı acıyan insan ZAVALLIDIR. O kadar zavallı ki kendinin farkında değildir. Zavallılığına rağmen "İNSAN" olduğunun ve öyle ya da böyle en azından "dayak kötü bir şeydir kardeşim, polisin göstericileri dövmeye hakkı yok, onu da geçtim, kimse kimseyi dövmesin, her türlü şiddete karşıyım"ı diyebilmeye hakkı olduğunu bilmemektedir. Hal böyle olunca da durmak yok, yolunmaya, kapanmayan davaların üstüne yenilerini açmaya, baskıya, şiddete, hep daha geriye devam...

La Oma




70'li yaşlarda yaşlı bir kadına duyulan aşkı anlatan bu chamamé şarkısını Los 4 de Cordoba'dan dinletmek isterdim ama youtube'da bulamadım. Bu haliyle de çok güzel bir şarkı.
LA OMA

(Música del Litoral Argentino - Misiones)

La Oma es una mujer,
de 70 y pico de años
vive en el monte chaqueño
cerquita de San Bernardo.

Tiene los ojos azules
como el agua de los mares
por que vino de muy lejos
y el cielo quedo en su sangre.

Hay que entrar por las picadas
para llegar a su rancho
de barro y apuntalado
con quebracho colorado
lleno de arboles el patio
y herramientas de trabajo
una volanta un arado
y el paisaje de su Chaco.

La Oma es feliz con poco
digamos que mejor con nada
la oma era rubia y se ve
que era una linda alemana.

Que sola que esta la Oma
pero ella no piensa en nada
como pensar en la muerte
si la oma es como un hada.

En su ranchito de barro
calienta a leña su pava
conversa con un lorito
que es con el unico que habla.

Pedro Fabrini/Daniel Altamirano